SEN BENİ ANLAYAMAZSIN BE KUZUM
Özlemini çektiğin herşeyin birgün gerçek olacağına dair olan düşüncelerinin hepsini bırak bir köşeye; elinde hiçbirşey kalmayana dek... Rahatla artık. Gevşe. Ağla. İsyan et. Çevrene baktığında gördüğün yabancı kalabalığa aldırmadan. Onlar seni uzaktan seyredenler, konuşmayı beceremediklerin... İçinden geçen nelerse, bir kere de onları dinle. İçindeki bütün sıkıntıları bırak; bırak, özgür kalsınlar. Sevmediklerine katlanmana gerek yok; ruhunu bu yükten kurtar, ayrıl dünya üzerindeki bütün kavgalardan, çekişmeme kararı al. Sonrasını düşünmekten kurtulamaman, bir ihtiyaçtı sanki sana. Onsuz ne kadar da güçsüzleşiyorsun oysa. Uzaktan seyretmek bana bir işkence olsa da, yalnızlığa vurgu yaptım her satırımda. Hüzünlü gelmiyor değil, ben de ağlamak istedim; ama başaramadım. Sen uzaklaşırken yanımdan, gözlerinin parlaklığı, benim karanlığımı aydınlatamadı. Bir ışık olsa da göremez sonunu, istemez girmek. İşte bu sebepten aram hep açıktır onlarla. Benden korkacaklarına, beni tanımasınlar istedim. O kadar büyük bir boşluk ki, ne koyduysan hava da kaldı sanki. Hiçbir nedenim yok, biliyorum senin de yok; ama bazen gelişmeleri ayarlama konusunda çaresiz kalıyor insanlık. Hüzün depomu doldurdun, acılar bana değmiyor artık. Kendini sevmeyen, başkasını sevmeye çabalarsa, olmaz. Yakışmaz. Sen git şimdi. Benim en çok kendime ihtiyacım var. Keşke diyorum bazen, benim ilacım da bir insan olsa. Bir beden, bir ruh, tatlı bir gülüş, duygusal söz karmaşası, ağlayan bir yüz, aşkın simgesi bir bakış. Kes kalbimi yerinden, gerek yokmuş aslında hiç...